Rota Virüsüne Dikkat

Özellikle çocukluk çağındaki ishalin ortaya çıkmasındaki en büyük etken olarak bilinen “rota virüs”, tüm dünyada her yıl milyonlarca çocuğu etkiliyor.

Rota virüs ishalleri en çok kış aylarında görülüyor. Her yaş gurubunda görülebilmekle birlikte, daha çok 4-24 ay arası çocukları etkiliyor. Rota virüsü enfeksiyonuna özellikle iyi beslenemeyen çocuklarda rastlanıyor.

Rota virüs ince bağırsağa yerleşerek, rahatsızlıklara sebep oluyor. Çok şiddetli ishal ve kusmayla ortaya çıkan rota virüsü enfeksiyonları, vücutta sıvı kaybına sebep oluyor. İleri derece sıvı kaybı, böbrek yetmezliğine hatta ölümlere bile sebep olabiliyor.

Sema Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hamza Yazgan, “Rota virüs solunum yoluyla ve dışkı bulaşmış su ve yiyeceklerin tüketilmesiyle bulaşıyor. Virüs, vücudun sıvı kaybetmesi sonucu vücutta kolayca yayılıyor ve kısa sürede çocuklarda baş dönmesi, ateş ve mide bulantısıyla etkisini gösteriyor” dedi.

İshal bir hafta kadar sürebiliyor. Bağışıklık sistemi yetersiz olan hastalarda hastalık daha uzun ve ağır seyir gösterebiliyor. Yeni doğanlar ve süt çocukları anne sütünden geçen antikorlar sayesinde hastalığı daha hafif atlatabiliyor.

Tedavinin başlıca amacı sıvı kaybını önlemek ve kaybedilen sıvıyı yeniden çocuğa kazandırmak olduğunu söyleyen Dr. Hamza Yazgan, “Bu amaçla çocuğa bol sıvı gıdalar vermekte yarar var. Anne sütü ile beslenen çocuklarda anne sütüne devam edilmeli, normal beslenen çocuklarda az yağlı gıdalar tercih edilmeli, mümkünse sık aralarla azar azar beslenme yapılmalıdır” dedi.

Rota virüs ishalleri, çocukların toplu halde yaşadığı kreş ve okullarda salgınlar şeklinde görülebiliyor.

Genel temizlik kurallarına uymak ve elleri yıkamak çok önemli
Rota virüsünden korunmada genel hijyen kurallarına uymanın çok önemli olduğunu biliniyor. Ellerin sık sık yıkanması, kreşlerde ve okullarda ortam temizliğine dikkat edilmesi, hasta çocukların diğer çocuklar ile temas etmelerini engellenmesi hastalıktan korunma yöntemlerinin başında geliyor.

Rota virüsü aşısı
Rota virüsüne karşı geliştirilen aşı çok yeni olmakla birlikte, geçtiğimiz yıl içinde ülkemizde de kullanılmaya başlandı. Aşı vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek, kazanılmış olan rota virüs enfeksiyonuna karşı koruma sağlıyor.

Çocuklara güneş her zaman gerekli

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, çocukların üşütür endişesiyle kalın giydirilmeleri ve evden fazla çıkarılmamalarının, güneşin besleyici ışınlarından yeterince yararlanmalarını engellediğini söyledi.

Prof. Dr. Küçüködük, kış aylarında çocukların açık havaya çıkarılarak güneş ışınlarından yararlanmasının önemli olduğunu vurguladı.

Bazen ebeveynlerin çocuklarına karşı aşırı korumacı davrandıklarını, aşırı korumanın ise çocuklara yarar yerine zarar verebildiğini ifade eden Küçüködük, bu kapsamda üşütür korkusuyla çocuklarını kışın güneşli havalarda dışarıya çıkarmaya çekinen ebeveynlere çeşitli tavsiyelerde bulundu.

Kış aylarında çocukların temiz havaya ve güneşe ihtiyacı olduğunu belirten Prof. Dr. Küçüködük, soğuk havaya uygun şekilde giydirilerek dışarı çıkarılmaları ve temiz hava almalarının, güneşten yararlanmalarının sağlanması gerektiğini ifade etti.

“SOĞAN MODELİ GİYDİRİLMELİ”

Çocukları soğuk havalarda tek katlı ve kalın giydirmek yerine, ince ve kat kat giydirilmelerini öneren Küçüködük, “Soğuk havalarda da çocukların temiz havaya ve güneşe ihtiyaçları var. Kış aylarında çocukları eve kapatmak ya da aşırı giydirmek doğru değil. Soğuk havalarda çocuklar dışarı çıkarılırken soğan modeli dediğimiz şekilde, ince ve kat kat giydirilmeli. Böylece vücut ısısı kaybedilmemiş olur ve çocukların vücut dirençleri düşmez” diye konuştu.

RAŞİTİZM TEHLİKESİ

Güneş yetersizliğine bağlı D vitamini eksikliğinin yol açtığı raşitizm hastalığına da işaret eden Prof. Dr. Küçüködük, raşitizmin özellikle bebekliğin 6 ile 24'üncü ayları arasında görüldüğünü, tedavi edilmediği takdirde kemiklerde şekil bozukluğuna neden olduğunu söyledi.

Türkiye'nin güneş ışınları açısından zengin bir ülke olduğunu belirten Küçüködük, “çocukların gelenek olarak kundaklanmaları, üşütme korkusu ile fazla giydirilmeleri ve evden fazla çıkarılmamaları onların güneşin besleyici ışınlarından yeterince yararlanmalarını engellemektedir” dedi.

Prof. Dr. Küçüködük, raşitizm hastalığında bıngıldağın geç kapandığını, kafa kemiklerinin yumuşak olduğunu, bebeğin başının arka kısmının çok terlediğini, göğüs kemiklerinde şekil bozukluğu olabildiğini, el bileklerinin şiştiğini; oturma ve yürümeye başlama zamanının gecikebildiğini anlattı.

Raşitizm şüphesinde doktora başvurulması gerektiğini vurgulayan Küçüködük, çocuk ve bebeklerin düzenli olarak güneşe çıkarılmalarını ve kalsiyum ile C vitamini bakımından zengin gıdalarla beslenmelerini önerdi.

Z Harfi ile Başlayan Hastalıklar

Zatülcenp

Akciğerleri saran zarın iltihaplanması sonucu görülen bir hastalıktır. Tıp dilinde plörezi denir. Nedeni, zatürree, verem veya akciğer absesinden yayılan iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamak gerekir.

Zatürree

Halk arasında akciğer iltihabı tıp dilinde ise pnömani denir. 3 çeşidi vardır.

- Lober Pnömoni: Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu had akciğer iltihabıdır. Mikroplu tozlar, fazla yorgunluk, soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı, titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar.

Ateş, 40 dereceye kadar yükselir. Fakat 10. günden sonra düşmeye başlar. Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış, dudaklarının etrafı kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz gelebilir.

- Virüs Zatürreesi: Virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürreedir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve bacaklarında da ağrılar vardır.

- Bronköpnomoni: İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca, bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni, akciğer ve bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır.

Hastalık, bronşit gibi başlar, tedbir alınmazsa, 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük, cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes almakta güçlük çeker, rengi de soluktur.

Doktor tedavisi şarttır. Diğer tarftan, hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına içine sıcak su doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir. Ateşi yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş düşürücü ilaçlar verilmez.

Zayıflık

Vücut yeterli derecede beslenmezse, kilo kaybeder. Bu durum, bir çok müzmin hastalıklarda ve had hastalıkların hemen hemen hepsinde görülür. Zayıflık, belirli bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, ilk önce onu tedavi etmek gerekir.

Zihin yorgunluğu

Aklın geçmiş olayları, öğrenilen şeyleri saklayıp, zamanı gelince şuur üstüne çıkarıp, hatırlaması kabiliyetine hafıza denir. Bu yeteneklerin geçici olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir.

Zona

Göğüs veya gövdede ya da yüzde ve gözde, çoğunlukla yalnız bir tarafta olmak üzere görülen ve sinirler boyunca yakıcı ağrılara, zona veya herpes zoster denir.

Hastalık başladıktan birkaç gün sonra ağrıların olduğu yerde, bir kırmızılık ve ortasında içi su dolu küçük kabarcıklar görülür. Bu belirtiler bir hafta kadar devam eder.

Y Herfi ile Başlayan Hastalıklar

Yanıklar

Sıcak bir şeyin veya yakıcı bir maddenin etkisiyle vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen hücre ve doku bozulmasına yanık denir. Yanıklar ikiye ayrılır.

- Basit Yanıklar Bunlar, deride hafif bir kızarıklık meydana getiren yanıklardır. Bir süre sonra, içi su dolu kabarcıklar ortaya çıkar. Bunları, kesinlikle patlatmamak gerekir. Yapılacak şey gerekli ilacı sürüp iyileşmesini baklemektir.

- Önemli Yanıklar Yanık alanı büyük ve derinliği de fazla ise, önemli bir yanık var demektir. Bu gibi durumlarda mutlaka hastaneye başvurmak gerekir.

Yaralar

Herhangi bir kaza sonucu deride meydana gelen yarılma, kesilme, ezilme veya parçalanmalara yara denir. Birçok çeşidi vardır. Ateşli silahlar, batıcı veya delici aletler, yakıcı maddeler veya hayvan ısırmaları sonucu meydana gelen yaraların, hiç vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekir.

Yaralar, temizlik şartlarına uyulmayıp da, mikrop kapacak olursa, yara yerinde şişme, kızarma, ateş ve ağrı görülür. Bu da, yaranın iltihaplandığına işarettir. Bu durumdaki yaralar, gereği gibi tedavi edilmeyecek olursa, yaradan dağılan mikroplar vücudun diğer tarflarına da yayılıp çok tehlikeli hastalıkara yol açabilir.

Yaralanmalarda yapılacak ilk iş; akan kanı durdurmaktır. Kanı durdurmak için, kanayan yerin üstüne gaz bezi veya temiz bir bez parçası konup, iyice bastırılır. Kan bir süre sonra durur. Kanama durduktan sonra bez kaldırılır, yaranın üzerine bir parça tentürdiyot sürülüp, yara temiz bir gaz bezi ile sarılır.

Kan fışkırarak akıyorsa, yaranın üzerine gaz bezi yea temiz bir bez parçası bağlandıktan sonra, kanayan yere bastırılır. Sonra ipin uçları, bir parça çubuğa bağlanıp, döndürüle döndürüle iyice sıkılaşması sağlanır. Ve hiç vakit kaybetmeden hastaneye götürülür.

Yılancık

Küçük yara veya sıyrıklardan giren mikropların neden olduğu ve tıp dilinde Erizipel denilen bir çeşit deri hastalığıdır. Halk arasında kızılyürük denir.

Mikrop kapıldıktan bir kaç saat veya birkaç gün sonra; hastada ateş ve titreme görülür. Bilhassa, yüz, burun kanatları veya baldırlarda; çevresi kabarık, yaygın kızarıklık ve ağrı görülür. Bu bölge, bir süre sonra şişer, deri gerilir.

Ayrıca iştahsızlık ve baş ağrısı da görülebilir.
Yılancık ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir.

Yılan sokması

Yılan zehiri çok çabuk ve şiddetli tesir gösteren zehirlerdendir. Ancak, bu zehirler ağızdan alındıkları zaman zehirlemezler. Zehirli yılanların çoğu büyük başlıdır. Bazılarının başları da üç köşelidir. Uzun kıvrık dilleri ve çatallı dişleri vardır.

Soktukları zaman; dişlerinin dibinde bulunan bezden salgıladıkları zehiri, dişin içindeki kanal vasıtasıyla, soktukları yere aktarırlar. Orada ağrı, şişme ve kızarma görülür. Bazı kimselerde de yılan zehirinin çeşidine göre, kusma, baygınlık, titreme, nefes darlığı, uyuklama veya kısmi felç görülür.

Yılan sokan kimseye zehir bütün vücuda yayılmadan önce aşağıdaki işlemi yapmak gerekir.

Sokulan yer kol veya bacakta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağ yapılır. Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak, çakı veya jiletle yara kanatılır. Arkasından, ağzın etrafına ve dudaklara zeytinyağı sürülür.

Sokulan yer emilip, tükürülür. Aynı işlem 3-4 kere tekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte kızdırılıp, sokulan yer dağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri veya bir kaçı uygulanır. Zehirlenme belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmek gerekir.

Yorgunluk

Uzun süre çalışmaktan sonra görülen durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu bozulmasına da sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama, isteksizlik, halsizlik, baş veya sırt ağrıları, hazımsızlık, huzursuzluk ve huysuzluk, can sıkıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkar.

En kolay tedavi, ılık duş alıp, istirahat etmektir. Sabah akşam, kol ve bacakları soğuk su ile yıkamak da çok faydalıdır.

V Harfi ile Başlayan Hastalıklar

Varis

Damarların büyümesi ve şişmesine varis denir. Çoğunlukla bacağın alt kısımlarında görülür. Nedeni ayakta fazla durmak, şişmanlık, kan damarlarındaki kapakların düzensiz çalışması veya jartiyer kullanmaktır.

Belirtileri, deri yüzeyindeki damarlar eğri, büğrü olup şişerler. Deri rengini kaybeder. Akşam saatlerinde de ayak bilekleri şişebilir. Banyodan sonra, aybaşı halinde, sıcak havalarda veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra, yorgunluk, bacaklarda ağrı, karıncalanma ve dolgunluk hissedilir.

Varis ülseri

Daha çok, bacağın alt kısmında görülen yuvarlak bir yaradır. Nedeni, varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır.

Hastalık bacağın alt kısmında, bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya çıkar. Ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir. Doktor tedavisi şarttır.

Veba

Bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Veba mikrobunu taşıyan farelerin pireleri tarafından insanlara geçer. Nedeni, pisliktir. Pis ve güneş girmeyen yerler veba için en uygun ortamlardır.
Hastalık, mikrop kapıldıktan sonra gelen 2-8 gün içinde kendini gösterir.

Hastada, aniden başlayan baş ve sırt ağrıları, ateş, titreme, kusma, nefes darlığı, halsizlik, deri lekeleri, burun kanaması, kan tükürme, kasık ağrıları ve devamlı dalgınlık görülür. Dili de kahverengi ve kurudur.

Yapılacak ilk iş hastayı tecrit etmektir. Çevresindeki sağlıklı kimselerin de koruyucu aşı olması gerekir. Bugün için önemi kalmayan ve eski devirlerde olduğu kadar çok görülmeyen bu hastalığın tedavisi için geç kalmadan sağlık kuruluşlarına haber vermek gerekir.

Verem

Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi diye bilinir. Nedeni, koch basili denilen ufak kıvrık içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basilidir. Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan girebilir.

Bu yolların başında, solunum yolları gelir. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşır. Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı vücudun direncini kaybetmesine ve hastalığın ihtimalinin artmasına neden olur.

Verem, üç devrede gelişir. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir.

Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalmaya başlar.

Üçüncü devrede, varem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabilir.

Tedaviye 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır.

U-Ü Harfi ile Başlayan Hastalıklar

Uçuk

Dudakta veya burun kenarında hafifçe şişmiş, kırmızı ve ağrılı bir leke şeklinde beliren bir hastalıktır. Nedeni, tükürükte bulunan bir çeşit virüstür. Daha ziyade ateşli hastalıklar ve soğuk algınlığı sırasında görülür. Tıp dilinde herpes simplex denir.

Dudak veya burun kenarında meydana gelen kırmızı lekeler, bir süre sonra su toplar, küçük kabarcıkar meydana gelir. Birkaç gün sonra da sararırlar ve kabuk bağlarlar.

Ur

Vücudun herhangi bir yerinde görülen şişliklere halk arasında ur, tıp dilinde ise tümör denir. İyi huylu, kötü huylu ve iltihabi olmak üzere üç çeşidi vardır.

Uykusuzluk

Tıp dilinde insomnia denilen uykusuzluğu doğuran nedenler çeşitlidir. Örneğin yorgunluk, mide şişkinliği, hazımsızlık, zayıflatıcı veya uyarıcı ilaçlar, fazla sıcak, rahatsız edici ışık, gürültü sinir bozukluğu, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, ağrılar, kalp veya akciğer hastalıkları, ateş, kaşıntı, günlük olayların etkisi, yatağın uygun olmaması, tedirginlik gibi nedenler uykusuzluğa neden olur.

Uykusuzluğu doğuran nedeni bulmak gerekir.
Basit uykusuzluklarda yatmadan önce sigara, çay, kahve gibi şeyler içmemek, müzik dinlemek, yatak odasını havalandırmak, bir bardak sıcak süt içmek ve sıcak banyo yapmak çok faydalıdır.

Uyurgezerlik

Tıp dilinde somnambülizm adı verilen bu hastalıkta hastanın şuuru uykuda olduğu halde, duyu organları uyanıktır. Belirtileri hastaya göre değişir. Bazıları uykularında gezer; bazıları ise uykularında konuşur, bağırır, el ve kol işareti yapar.

Uyandıkları zaman da uykularında yaptıklarını hatırlamazlar. Daha çok ruhsal bir bozukluğun ifadesidir. Ayrıca başından yaralanmış olanlarda, kanlarındaki şeker oranı düşük veya beyin damarlarında sertleşme olanlarda da uyurgezerlik görülebilir.

Bazı kimselerde ise genetiktir. Uykuda gezen hastaların devamlı olarak ailesi tarafından kontrol altında tutulması, başına gelecek herhangi bir kazayı önlemesi açısından faydalıdır.

Uyuz

Serkopt denilen gözle zorlukla görülecek kadar küçük olan uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek meydana getirdiği kaşındırıcı ve bulaşıcı bir deri hastalığıdır.

Özellikle el, bilek, parmak araları, koltuk altları, karın bölgesi ve kaba etlerde şiddetli kaşıntılar ve çizgi şeklinde yaralar görülür.
Yapılacak ilk iş hastanın ve ilişkide bulunduğu kimselerin bütün çamaşırlarını, elbiselerini, yatak örtü ve çarşaflarını yıkamaktır.

Üremi

Karaciğerde meydana gelip, kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı maddelere üre denir. Ürenin, idrarla dışarıya atılmayıp, vücutta kalmasından meydana gelen hastalığa da üremi denir. Nedeni, böbrek hastalıkları ve prostat büyümesidir.

Hastada devamlı baş ağrısı, görme bulanıklığı, hıçkırık, gündüzleri uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk görülür. Vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ayrıca tedaviye yardımcı omak amacıyla hastanın üşütmemesi, yorulmaması, düzenli beslenmesi, sigara veya alkolü bırakması gerekir.

Üşümek

Bazı kimseler, üşümeyi gerektirecek hastalıkları olmadığı halde üşüdüklerinden yakınırlar. Bu şikayetleri, kalorisi yüksek şeyleri yemekle geçer. Ayrıca aşağıdaki reçeteleri uygulamak da faydalıdır.