Öksürük deyip geçmeyin



Öksürüğün tek başına bir hastalık olmadığı ve birçok tehlikeli hastalığın habercisi olabileceği belirtildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, öksürüğün bir alarm görevi yaptığını ve bu alarmı susturmak yerine anormal olan ve 3 haftadan daha uzun süren öksürüklerde mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Uzun süren öksürüklerin, birçok tehlikeli hastalığın habercisi olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Özlü, "3 haftadan daha uzun süren öksürüklerde mutlaka hekime başvurulmalıdır. Bu tür öksürükler, öksürük şurubu veya öksürük kesici haplarla tedavi edilmeye çalışılmamalıdır. Uzun süren, inatçı, nöbetler şeklinde gelen, gece veya sabaha karşı uykudan uyandıran öksürükler astım, KOAH, akciğer kanseri, verem gibi bir çok önemli hastalığın belirtisi olabilir. Öksürük önemsenmeyip, rastgele ilaçlarla tedaviye kalkışılırsa, hasta erken teşhis şansını yitirebilir" dedi.

Prof. Dr. Tevfik Özlü, öksürüğün tek başına bir hastalık değil, çeşitli hastalıkların habercisi olduğuna dikkat çekerek "Öksürük tedavi edilmemeli, öksürüğe neden olan hastalık bulunup, o tedavi edilmelidir. Uzun süredir öksüren bir hastada öksürüğün nedenini bulmak için röntgen filmleri, tomografiler, solunum testleri, bronkoskopi, endoskopi gibi ileri tetkik ve incelemeler gerekli olabilmektedir. Nedeni araştırılıp bulunmadan, öksürük hapları veya şuruplarıyla öksürüğün baskılanması, asıl hastalığın teşhisini geciktirip, ilerlemesine neden olabilir. Çünkü öksürük bir alarmdır. Vücudumuzda bazı anormal gelişmelerin başladığını göstermektedir. Bu alarmı susturmak yerine, anormal olan durumun tespiti ve giderilmesi gereklidir" şeklinde konuştu.

Öksürüğün genellikle göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkabildiğini ifade eden Prof. Dr. Özlü “Öksürükler genellikle 3 grupta toplanır. Kuru öksürük; nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık, bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürüklerdir, balgamsızdır. Nöbet şeklinde gelen öksürük; bu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer şişmesi, gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az balgam görülür. Balgamlı öksürük ise sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberkülozun bir işareti olabilir. Sebebi ne olursa olsun öksürük ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunudur” diye konuştu.

Şifalı bitkilere bilimsel onay



Halk arasında bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan defne, adaçayı, sığır kuyruğu gibi doğal ürünlerin faydaları, bilimsel çalışmayla kanıtlandı.

Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mahmut Çalışkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentte yoğun olarak yetişen bitkilerin faydaları üzerinde inceleme yaptıklarını söyledi.

''Bitkilerde antibakteriyel etkiler var mı?'' projesi kapsamındaki çalışmayla, bölgede yetişen defne, adaçayı ve sığır kuyruğunu 2 yıl süresince topladıklarını ve güneş görmeyen bir ortamda kuruttuktan sonra yağlarını aldıklarını ifade eden Çalışkan, şöyle devam etti:
''Bitkilerden elde ettiğimiz yağları, bakteri ortamına aktardık ve bu şekilde beklettik. Daha sonra bu yağın bakterinin gelişimini durdurup durdurmadığını, antibakteriyel etkilerinin olup olmadığını araştırdık. Yaptığımız çalışmayla yıllarca ninelerimizin şifa niyetine soğuk algınlığı, öksürük balgam söktürücü olarak kaynatıp içtiği sığır kuyruğunun; mideyi rahatlattığı ve idrar söktürücü özelliği olduğuna inanılan adaçayının; kozmetik sanayisinde yoğun olarak kullanılan ve ağrılara iyi geldiği belirlenen defnenin, antibakteriyel özelliklerinin bulunduğu ve yararlı olduğu sonucuna ulaştık.''

Çalışkan, hastalıklara iyi geldiğine inanılan diğer doğal ürünler üzerinde de araştırmalarının devam edeceğini sözlerine ekledi.

Yüz felcine dikkat



Edirne Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Hatice Gül, kış aylarında yüz felci riskine karşı uyarılarda bulundu.

Edirne Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Hatice Gül, gözyaşı ve tükürük salgısının azalması, tat duyusunun bozulması, gürültüye duyarlılık artışı gibi bulguların yüz siniri felcinin belirtisi olduğunu söyledi.

Uzm. Dr. Gül, soğuk havalarda karşılaşılan sağlık sorunları arasında yüz felcinin de bulunduğunu bildirdi.

Yüz sinirinin çalışmamasının en belirgin bulgusunun yüzün bir yanındaki hareketlerin azalması veya kaybolması olduğunu ifade eden Uzm. Gül, ''Gözyaşı ve tükürük salgısının azalması, tat duyusunun bozulması, gürültüye duyarlılık artışı gibi bulgular yüz siniri felcinin belirtisidir. Yüz felci, yüzün kaslarını uyaran sinirlerde ortaya çıkmakta. Bu durumda ağızda ve yüzün değişik yerlerinde kaymalar meydana gelmekte'' dedi.

Toplumda en sık görülen yüz felci sebebi olan ve ''Bell paralizisi'' adı verilen bu durum, yüz sinirinin iç kulak çevresindeki bir bölümünde iltihap ve ödem oluşmasıyla gelişmekte olduğunu bildiren Uzm. Dr. Gül, şunları kaydetti:

''Yüz çok fazla soğuğa maruz kalan bir bölgedir. Soğuk ve rüzgar da yüzdeki virüsleri tetikler ve yüzdeki sinir uçlarında ödem oluşturabilir.

Yüz felci tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bu nedenle yüz felci bulguları olan hastalar hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar. Bu hastaların büyük çoğunluğu tedaviyle iyileşmektedir.''

YÜZ FELCİNDEN KORUNMA YOLLARI

Vücut direncini düşüren rahatsızlıklar, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonun yüz felcinin tedavi süresini uzatmakta olduğu gibi hastalığa kaynak oluşturduğunu anlatan Dr. Gül, bu tip hastalıkları olanların özellikle beslenmelerine dikkat ederek, tedavilerini aksatmamaları gerektiğini bildirdi.

Uzm. Dr. Gül, korunma yöntemlerini şöyle sıraladı:

''Soğuk ve rüzgarlı havalarda yüzü mutlaka sert hava akımından korunmak gereklidir. Kar maskesi, atkı takarak yüzün rüzgarla temas önlenmelidir. Cereyan yapacak şekilde pencereler açık bırakılmamalıdır. Soğuk hava, soğuk günlerde dışarı çıkılırken mutlaka yüz ve başı soğuktan koruyacak şekilde şapka, şal ve atkı kullanılmalıdır. Banyo sonrası saçlar tam kurutulmadan dışarı çıkılmamalı, rüzgara karşı durulmamalıdır.

Çok soğuk havalarda, özellikle erkekler tıraş olduktan sonra en az 10 dakika bulundukları ortamdan çıkmamalıdırlar. Tıraş, sıcak ya da soğuk suyla değil, ılık suyla olunmalıdır. Ayrıca havalar çok soğuk olmasa da rüzgara maruz kalmamak için otomobil kullananların da camlarını açmaması önemlidir.''

SAKIZ ÇİĞNEMENİN ÖNEMİ

Yüz felci olan hastaların, sağlık kuruluşuna gitmelerinin yanı sıra hekimlerce verilen tedavi ve önerilere uymaları gerektiğini hatırlatan Uzm. Dr. Gül, ''Tedavide yüz egzersizleri de çok önemlidir. Yüz felci hastaları, yüz kaslarına masaj yapmalı, sıcak uygulamalı ve bu kasların hareket etmesini sağlamak için sakız çiğnemeli. Özellikle uzun süren yüz felçlerinde yüz kasları hareketsizlikten güçsüzleşirler ve daha sonra yüz siniri çalışsa bile yüzde asimetri ve güç kaybı olabilir. Hastanın kendi kendine uygulayabileceği masaj ve sakız çiğneme dışında fizik tedavi uygulanması da hekimin gerekli gördüğü durumlarda önerilebilir'' dedi.

Stres düşman ordusu gibi



Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, ''Strese karşı canlının durumu, düşmanla karşılaşan ordu gibidir. Savaşı kazanamaz ya da kaçamazsa bu hastalık demektir'' dedi.

Prof. Dr. Çelikkol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, stresle baş edebilmenin önemine dikkat çekti. Stres karşısında canlının durumunun, düşmanla karşılaşan orduya benzediğini anlatan Prof. Dr. Çelikkol şöyle konuştu:

''Strese karşı canlının ilk tepkisi savaşmak veya kaçmaktır. Bir ordu düşmanla karşılaşırsa savaşır, eğer gücüne güvenemezse geri çekilir veya kaçar. Stres karşısında canlının durumu da böyledir. Stresten kaçabilirse kaçar. Kaçamazsa savaşır, yener veya yenilir. Yenilmesi hastalık demektir.'' Stresin, yöntemini bilmek koşuluyla korunabilecek bir düşman olduğunu anlatan Prof. Dr. Çelikkol, '' Stres psikosomatik bozukluk dediğimiz hastalıkların meydana gelmesine ya da belirtilerinin artmasına yol açar. Hipertansiyon, mide ülseri, cilt bozuklukları gibi hastalıklar, bedensel olmakla birlikte, oluşumunda ruhsal nedenlerin, stresin etkili olduğu bilinmektedir'' diye konuştu.

STRESLE BAŞ EDEBİLME

Prof. Dr. Çelikkol, stres konusunda herkesin başvurabileceği, birden fazla koruyucu ve tedavi edici tekniklerin olduğunu belirterek, şu tavsiyelerde bulundu: ''Hayata karşı olumlu bir tutum benimseyin. Her şeyi kontrol edemeyebileceğinizi kabul edin. Gevşeme tekniklerini öğrenin ve uygulayın, düzenli olarak egzersiz yapın. Sağlıklı ve dengeli beslenin, yeterince uyuyun ve dinlenin. Stresinizi azaltmak için alkol veya sigaradan yardım beklemeyin. Sosyal bir çevre edinin, zamanınızı etkili şekilde kullanmaya çalışın.''

Elektronik sigara yasaklandı



Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, şöyle denildi:

“Nikotin içeren elektronik sigara ve kartuşların, alım yolu ve dozu dikkate alındığında, yüksek dozda nikotin alınma, dolayısıyla bağımlılık yapma riskinin fazla ve sigarayı bıraktırıcı çalışmaları engelleyici olması nedeniyle Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Danışma Komisyonunca yasaklanmasına karar verilmiştir.”

Zayıflamanın ödülü..



Normal değerlerin üzerinde kilolu olmak özellikle de kadınların yaşadığı önemli sorunlardan biri. Güzel görünmek kadar sağlıklı ve zinde görünmeyi de olumsuz etkileyen kilo, aynı zamanda psikolojik olarak da kişiyi etkiler.

Normal değerlerin üzerinde kilolu olmak özellikle de kadınların yaşadığı önemli sorunlardan biri. Güzel görünmek kadar sağlıklı ve zinde görünmeyi de olumsuz etkileyen kilo, aynı zamanda psikolojik olarak da kişiyi etkiler.

Rejim yapmak, yemek alışkanlığını değiştirmek, çok tercih edilen ancak zararlı olan yiyeceklerden uzak kalmak kilo sorunu yaşayan birçok kişi için gösterilmesi zor iradelerdir.

Hatta çoğu zaman kilolu kişiler ameliyat olmayı bile bu iradeyi göstermeye tercih eder. Bu talebe karşılık olarak yapılan cerrahi girişimler de başarılı şekilde uygulanmaktadır.

Aşırı kilodan kurtulmak için yapılan gastrik “bypass” ameliyatlarının yanı sıra, mide bandı ve mide balonu olarak isimlendirilen yöntemler günümüzde en fazla kullanılan ve başarılı olan cerrahi yöntemlerdir.
Bu yöntemlerle ilk önce fazla kilolardan kurtulmak ve sağlıklı bir vucuda sahip olmak gerekir. Ancak bunlardan sonra vücudun bozulan görünümü plastik ve estetik cerrahi yöntemlerle düzeltilir.

Zayıflama Sonrası Değişiklikler

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Çetinkale obezite tedavisi sonrası yapılan estetik ameliyatların hastalar açısından yüz güldürücü olduğunu belirtiyor.
Prof. Çetinkale, zayıflama sonrası vücutta oluşan değişimleri anlattı:

“Kilo verilip zayıfladıktan sonra esneme kabiliyetini kaybetmiş dokular ve deri tekrar eski normal görünümüne geri dönemez. Kemik yapıdaki değişiklikler daha kalıcıdır. Genç ve aşırı kilolu olmayan hastalarda bu geri dönüş kısmen gerçekleşebilir. Ancak çoğu hastada deri ve diğer dokular kendini toparlayamaz ve sarkmalar ve cepler oluşur.

Bu durum pek çok hastada psikolojik stres yaratır.Hangi yolla olursa olsun kilo kaybı hedefine ulaşıldığında arzu edilen ve istenilen zinde ve sağlıklı vücut görünümüne sahip olunamaz. Özellikle cilt gevşemiş ve sarkmış olabilir ve bir çok hastada vücut hatları düzensiz ve uyumsuz görünür.

Erkek ya da kadın her iki cinsiyettede göğüsler aşırı sarkmış ve deforme görünümde bazen kağıt gibi incelmiş ve yassılaşmış görünürler. Karın ön bölgesi göbek altında aşırı sarkma, yanlara doğru gidildikçe keseler şeklinde deri ve deri altı yağ dokusu fazlalıkları göze çarpar. Bu durum bel ve sırt bölgesinde de devam eder. Koltuk altı ve bacak iç yanlarda sarkmalar olur."

Şişman hastalarda kilo verme ile birlikte ortaya çıkan deformiteler:

· Yüz hatları ve çizgileri belirginleşir ve olduğundan daha zayıf, üzgün ve yaşlı bir ifade ortaya çıkabilir

· Boyun ve alt çenede sarkıklık olur ve platisma bandları görünür hale gelir

· Üst kollarda ve koltuk altında yarasa kanadına benzer bir sarkma gelişebilir

· Göğüslerde bir çok değişik şekil gelişebilir: Göğüslerde yassılaşmalar, meme uçları aşağıya doğru yer değiştirmesi, memelerde sarkma, vücud ölçülerine göre memeler büyük veya küçük kalabilir, asimetrik meme gelişebilir, karın bölgesinde göbek altı ve üstü bölgelerinde, ilaveten yanlara doğru ve sırtta belin alt kısmına doğru genişleyerek önlük benzeri sarkmalar gelişebilir

· Kasık bölgesinde ve üstbacak iç yan ve diz iç yan kısmında aşırı hacim artışları ve sarkmalar kalabilir.

· Basen bölgesi ve kalçalarda aşırı sarkma ve cepler oluşur

· Genital organlarda ve pubis bölgesinde sarkma gelişebilir

Estetik Ameliyatlarla Zayıflama Mümkün mü?

Prof. Oğuz Çetinkale, aşırı kilolardan herhangi bir zayıflama metodu kullanılmadan sadece plastik ve estetik cerahi ile kurtulmanın mümkün olmadığının altını çiziyor:

"Yukarıda sıralanan yöntemlerle kilo vermeden sadece plastik cerrahi girişimlerle zayıflanamaz. Plastik ve estetik cerrahi yöntemlerle, ancak belli vucut bölgelerinde şekil düzeltilir ve az da olsa çıkarılan doku parçalarının ağırlığı kadar kilo eksilmesi olur. Fazla yağlardan kurtulmak için tercih edilen ve en sık başvurulan vakumla yağ alma 'liposuction' yöntemi de bir zayıflama girişimi değildir.

Bu yöntemle, sadece fazla yağ birikimi olan bölgelerden bu birikimlerin alınarak bölgenin fazla çıkıntılı olan görünümünün düzeltilmesi amaçlanır. Alınan yağlı dokular hacim olarak 6-8 litreye kadar çıkarılsa da bunun ağırlığı 4-5 kg'dan daha fazla değildir. 100 kg'ın üzerindeki bir hastada 5 kg'lık azalma çok önemli değildir, ancak bu ağırlığın sadece belli bölgelerden alınmış olması o bölgede önemli görüntüsel düzelme yapabilir.

İdeal olanı ilk önce diğer yöntemlerle aşırı kilolardan kurtulmak daha sonra belli bölgelerde biriken ve kendiliğinden düzelmeyen yağlı doku ve deri fazlalıklarının düzeltilmesidir."

Zayıflama Sonrası Estetik Adımlar

Prof. Oğuz Çetinkale, kilo kaybından sonra vücut şekillendirme işlemlerine karar vermeden önce kilonun dengelendiğinden ve sonlandığından, vücut ağırlığının normal değerler içine girdiğinden emin olunması gerektiğini vurguluyor:

"Eğer plastik cerrahi ameliyatlarından sonra kilo vermeye devam edilirse yeniden sarkmalar oluşacaktır. Plastik cerrahi ameliyatlarından sonra, verilen kilolar tekrar geri alınırsa, yapısı bozulmuş cilt altı destek dokusu ve incelmiş deri tekrar gerilmeye başlar. Deri çatlaklarına ilaveten ameliyat izleride gerilerek genişler ve görünür gerilme izleri ve geniş nedbeler ortaya çıkar. Bu nedenlerle kilo dengesinin kurulması, sabitlemesi ve idamesi yapılacak plastik cerrahi ameliyatlar için son derece önemlidir."

Genel olarak, vücut şekillendirme için iyi adaylar şunlardır:

· Kilo kaybı işlemi tamamlanmış olan herhangi bir yaştaki yetişkinler

· İyileşmeyi azaltabilen veya ameliyat riskini arttırabilecek tıbbi rahatsızlıkları düzeltilmiş ve şişman iken taşıdığı hastalıkları kontrol altında olan sağlıklı bireyler

· Sigara içmeyenler

· Bu ameliyattan etkin bir görünüm ve vücut şekillendirmenin sağlayabileceği sonuçlardan olumlu beklentileri olan bireyler

· Kendini daha sağlıklı bir yaşam tarzı sürmeye adamış olan bireyler

· Böyle bir ameliyatın riskini bilerek kendini buna göre hazırlayan bireyler

Kilo kaybından sonra deforme olmuş vucut bölgelerinin estetik girişimlerle yeniden şekillendirilmesi artık yaygın olarak gerçekleştirilen ameliyatlardır. Bu ameliyatlar kozmetik bir girişim değildir. Hayatın sağlıklı devamını temin eden ve yaşamı uzatan girişimlerdir

Prof. Çetinkale, genel olarak, aşırı bir kilo kaybını izleyen ve plastik cerrahi yöntemlerle gerçekleştirilen vücut şekillendirme girişimlerinin, vücudun pek çok alanında kalan aşırı yağlı doku ve deriyi azalttığını belirtiyor.

Vücudunda aşırı eksilme ile normale dönüş yaşayan bazı hastaların yüzlerinden de aşırı kilo vererek yüz ifadelerinin değiştiğini ifade eden Prof. Çetinkale,bu şekilde hastalar olduğundan daha yaşlı ve üzgün ifadeli göründüğünü, bu durumda da hastalara ilaveten yüz gençleştirme ve estetik düzeltici işlemler yapıldığını dile getiriyor:

“Bu girişimler şişman hastaların hayatının belli bir dönemini ayırdığı zayıflama mücadelesinin en önemli aşamasıdır. Zayıflama mücadelesinin adeta bir ödülü gibi kabul edilebilecek bu estetik ameliyatlar, vücudun görüntüsünün iyileştirilmesinde ve hastanın kendisine olan güvenin artmasında önemli rol oynar.”

Vücut Şekillendirme Ameliyatları

Büyük bir kilo kaybını takiben vücut şekillendirme amacıyla önerilebilecek olan estetik ve rekonstrüktif cerrahi girişimler şunları içermektedir;

· Abdominoplasti: Karın germe. Karnın üzerinden sarkan aşırı deri önlüğünün düzeltilmesi

· Mamoplasti: Göğüs dikleştirilmesi, yassılaşmış göğüslerin düzeltilmesi, küçük göğüslere hacim kazandırılması

· Jinekomasti: Erkeklerdeki meme büyümesinin küçültülmesi

· Üst kol lifting: Üst kolların iç kısımlarının sarkıklığının düzeltilmesi

· Üst bacak lifting: Kalçanın iç, dış ve orta bacak kısmının sarkıklığının düzeltilmesi

· Alt beden lifting: Karnın, kaba etlerin, kasığın ve kalçaların dış kısımlarının kaldırılması fazlalıkların alınması.

· Liposuction: Vakumlu yağ alma tekniği tek başına kullanılabildiği gibi diğer ameliyatlarlada kombine edilir. Şişmanlık sonrası hastalarda daha dikkatli kullanımı gerekir.

· Yüz gençleştirme: Yüzün orta kısmının, alt çenenin ve boynun sarkmasının germe yöntemiyle azaltılması, yüzdeki çökük alanların doldurulması.

· Genital lifting: Sarkan genital organların normal yerlerine iadesi cinsel yaşamın ve üreme fonksiyonun devamı için gereklidir.